Dilimin ucunda tarif etmesi pek zor olan bir kalabalık var.Sanki İstanbul'un yarı nüfusu kadar cümle orada
takılmış kalmış. Ben söylemedikçe de yığılma devam ediyor.
Köprü trafiği gibi, hep arkadan yeni cümleler gelmeye devam ediyor ama öndekiler dilimin ucundan düşüp özgürleşemedikleri için kedi yavruları gibi çoğaldıkça çoğalıyorlar.
Tabii, kedi yavruları kadar şirin değil dilimin ucunda saklı tuttuğum cümleler. Beynimde işlem görüp, dilimin ucuna kadar iletildikleri halde ses bulmayışlarının da (bence) mantıklı bir sebebi var.
Almış olduğumuz eğitim, yaşadığımız hayat, DNA'mıza bulaştırılan görgü kuralları uyarınca, insan her aklına geleni, ilk aklına geldiğinde ve ham haliyle pat diye söylememeli. 'Ben böyle düşünüyorum ve söylemek istiyorum fakat bu cümlenin karşımdaki insana, ve bu bağlamda bana ve yaşanacaklara ne tür etkileri olabilir?' diye mantık süzgecinden geçirmeli.
Bu iyi mi, kötü mü bilmiyorum ama benim mantık süzgecim biraz fazla ve gereğinden hızlı işliyor olsa gerek ki, karşımdakini kırabileceğini düşündüğüm, yanlış anlaşılabileceğine inandığım ya da bazı durumlarda kaba, kırıcı, duygusuz olarak itham edilebileceğime garanti verebileceğim cümleler beynimde oluştuğunda süzgeç alarm veriyor.
'Sus!' diyor, 'sakın söyleme o aklındakini'. Hatta zaman zaman 'Hiç konuşmasan çok daha iyi olacak.' diye yorum yaptığı da oluyor kendisinin. Ben de haliyle mantığın sesini dinleyip, laflarımı yutuyorum.
Bazen tanıdığım insanlara karşı söylemek istediğim şeyler, bazen ise hiç tanımadığım, yolda gördüğüm kişilere veya şahit olduğum olaylara vermek istediğim tepkiler dilimin ucunda birikmeye devam ediyor.
Bu birikintiler ile de sanatsal bir çalışma yapamayacağıma göre, bir şekilde sistemden çıkmalarını sağlamam gerekiyor.
Dilimi tutmak, susmak, söylememek sıkıntılı durumların geçmesini sağlıyor olsa bile, gerçek anlamda bir çözüm yaratmıyor. Zira, düşündüğünü düşündüğün gibi ifade etmediğin sürece, ne düşünüyor olduğunun da hiç bir önemi kalmıyor. Boşa düşünmüş, kafayı boşa çalıştırmış, enerjini gereksiz yere kullanmış oluyorsun.
Bu açmazın mutlaka mantıklı bir çıkar yolu vardır elbet. Umarım yakında bulurum, zira dilimin ucundakiler kaçak verir de cümleler dökülürse bir takım gözyaşları, bir takım üzüntülere yol açabilir. Hoş olmaz :)
