31 Mart 2014 Pazartesi

Güneşe koşarken kör olmak

Pek çok şey değişsin istiyoruz.
  • Daha modern standartlarda yaşamak,
  • Eğitim kalitesinin yükselmesi,
  • Hukukun üstünlüğü,
  • Taraf tutmayan bir adalet terazisi,
  • Gerçekleri yazan gazetecilerin işlerinden edilmemesi,
  • Kişinin suçu ispat edilene kadar masum sayılması ve suçu ispat edilenin adil şekilde yargılanarak cezalandırılması,
  • Ülkenin her yerinde elektrik, su gibi hizmetlerin kesintisiz var olması,
  • Kız çocuklarının okuyup, hayata atılıp, kendi kararlarını vermesi,
  • Maddi geliri ne olursa olsun, toplumun her kesiminden ailelerin başlarını sokabilecekleri düzgün bir evleri olması,
  • İş sağlığı ve güvenliği denildiğinde, "Bana bir şey olmaz!" cevabının artık duyulmaması,
  • Kadın-Erkek eşitliğinin gerçekten sağlanması,
  • İşsizlik oranlarının zirve yapmaması,
  • Birisi hapşırdı diye paramızın değer kaybetmemesi,
  • Ormanların yok edilip, yerine AVM yapılmaması, tam tersi daha çok yeşil alan oluşturulması,
  • Biz vergimizi düzenli öderken, başkalarının vergi kaçırma rekoru kıramaması,
  • Kaçak elektrik kullanımı teriminin hayatımızdan çekip gitmesi,
  • Her sene kaldırım taşları yenileneceğine, okullara yatırım yapılması,
  • Kimsesiz çocuklara yuva olan devletin, çocuklara gerçek anlamda sahip çıkmasını, kıllarına bile zarar gelmemesini...

Bu liste kolaylıkla uzar gider.
İstediğimiz değişiklikler de bir gecede gerçek olmaz. Yavaş ve emin adımlarla, doğru planlama ile ulaşılabilir güneşli günlere.
Önemli olan, ulaşılabilir olduğunun gerçekten farkına varabilmemiz.
Güneşin parlaklığı hepimizi büyülerken, ona ulaşmanın hayali içimizi ısıtırken, güneşe baka baka kör olmamak lazım.
Önümüzü çok iyi görüp, nefes aldığımız her anı faydalı kılmamız lazım.

Bir gün, dilerim yakında bir gün, güneşli günlere ulaşacağız.

19 Mart 2014 Çarşamba

Şahsa özel dış mihraklar

Yalnızlık Allah'a mahsus ya, o yüzden hepimizin hayatında uzak-yakın birileri var. Bizi seven, bize değer veren insanlar da doğal olarak endişe sensörlerini "hassas" ayarda tutuyorlar. O yüzden bizi ne zaman yorgun, uykusuz veya mutsuz, kızgın gördüklerinde kırmızı alarm veriyorlar. Endişeler dile getirilmeye başlanıyor.

Halbuki stresten, yorgunluktan, dönem dönem uykusuzluktan, işler planladığımız gibi gitmediğinde sinir bozukluğundan hepimiz mustaribiz. Yine de şahsi dış mihraklarımız endişelerini dile getirmeye başladıklarında bir de onlara karşı durum açıklama cümleleri kurmak zorunda kalıyoruz. Savunmaya geçiyoruz.

Bizi seven, değer veren insanları hayatımızdan çıkartamayacağımıza göre, onlardan saklanıp kendimizi görünmez kılamayacağımıza göre, çözüm iletişimi kopartmak değil.

Savunmaya geçip, sürekli kendimizi açıklamaya çalışmak ise etkin bir çözüm olmadığı gibi, gerçekten zaman kaybı olabilir.

Benim kullandığım tekniklerin başında "Evet, haklısın" demek geliyor. Haklısın, yorgunum. Haklısın, bir kaç gecedir yeterince uyuyamadım. Haklısın, bu aralar biraz gerginim.
Tamam, haklısın sevgili dış mihrak ve endişelendiğin için teşekkür ederim, fakat bana zaten farkında olduğum sorunlarla değil de, çözümler ile gelirsen çok daha faydalı olur.

Evet, ben bunu yapıyorum. Makyaj yapmadığım tek gün beni gördüğünde "Rengin solmuş", "Zayıfladın mı sen?", "Son görüştüğümüzde daha enerjiktin" cümleleri kuran arkadaşlarımdan ufak bir ricam oluyor; "Olumsuz cümleler yerine mantıklı tavsiyeler sunabilir misin?" Sinirli olduğum anlarda kesinlikle yapmak istemediğim bir konuşmaya zorlandığım zaman sevgili dış mihraklarım "Sen de bu aralar pek bi asabisin!" atışları ile karşıma geldiklerinde, pembe bulutlar üzerinde olmadığımı kabul ettikten sonra, "Madem farkındasın, öyleyse bunu arttırmaya yönelik değil de, hafifletmeye yönelik bir çaba daha faydalı olmaz mı?" diyorum.

Tabii, her konuda olduğu gibi, dış mihraklarımızın tavırları bir günde değişmiyor. Olsun... Benim umudum var, sevdikleri için endişelenen, endişelendikleri için tepki veren dış mihraklarım zamanla öğrenecekler yapıcı tutum sergilemeyi.

Siz de kızmayın kendi dış mihraklarınıza, sabırlı davranın ve onların da kişisel gelişimlerin de tuzunuz olsun :)