10 Aralık 2013 Salı

"Ben bilmediğimi bildiğim için, diğer insanlardan farklıyım"

Doğum yerim Kadıköy... İstanbul'da yaşadığım süre boyunca da hep Anadolu yakasında oldu evimiz. Hal böyle olunca Kadıköy'ün bir parçası olarak görüyorum kendimi. Sağolsun annem de derneklerde aktif olduğundan, Kadıköy'de ne olur ne biter biliyoruz çoğu zaman.

Evimize de düzenli olarak "Gazete Kadıköy" giriyor, bilgileri güncelliyor.

Bugünün yazısı da gazeteden (İnal Aydınoğlu'nun kaleminden). Okurken beğendiğim ve paylaşmak istediğim bir bölümü yorum katmadan paylaşıyorum. Zaten yoruma da pek gerek yok, mesaj gayet net!

"Bilginin iki yanı vardır. İdrak ve bilgelik. İdrak, bilginin özüne, gerçeğine ulaşmak, kendini bilmek ve ne bildiğinin bilincinde olmaktır. Bir insan dünyada yazılmış olan kitapların tümünü okusa bile hala içinde bir "neden" sorusu kalacaktır. Bunun cevabı dünyasal bilgilerle bulunamaz. Ünlü bilgin Einstein: "Bir kum tanesinin  gizemini çözmeyi başarabilseydik, tüm dünyanın gizemini çözmüş olurduk" der. Bilgi sınırsızdır, insanın sımırlı yaşamı, "Bilirim" demeye yetmez. Sokrates: "Ben bilmediğimi bildiğim için, diğer insanlardan farklıyım" der.

Bilgelik ise bilgiyi yaşama yansıtmak, bilgiyi içine sindirerek bilgiye göre yaşamaktır. Bilgi insanı olgunlaştırmalı, gurur ve kibirden uzaklaştırmalı, tevazu içinde insanlara yaklaştırmalı, ilgiye ve sevgiye ulaştırmalıdır. Bilge bir kişi: "Olgun adam bilgisini saat gibi taşır, çıkarıp herkese göstermez. Sessizce kendi yaşamına yansıtır" der. Çünkü bilgelik, bilgiyi içe yansıtmak ve bilgiyle yaşamaktır. Hacı Bektaşı Veli: "Bilgi gerçeğe giden yolları aydınlatan ışıktır" der.

Öğrendiklerine göre yaşayamayan, öğrenerek kendi içindeki evreni keşfedemeyen, öğrendikleriyle içini aydınlatamayan, bilgiyle dünyanın gerçeğine ve ruhsal zenginliğine ulaşamayan insan her gün sırtına ağır bir kitap daha yükleyip altında ezilen bir hamala benzer."

Dediğim gibi... Mesaj gayet net :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder