16 Aralık 2013 Pazartesi

Tavizin sonu!

Yaşam sadece bizim kontrolümüzde değil. Yani aslında hiç bir zaman tam olarak bağımsız bireyler olamıyoruz. Bunun sebebi de insan doğasına sosyal bir varlık olmanın işlenmiş olması. Bir diğer deyişle, başka insanlar ile olan etkileşimimiz sayesinde var olduğumuzu ispat edebiliyoruz.

Peki, insan ilişkilerinde ne kadar kendimiz olabiliyoruz? Neden taviz veriyoruz? Taviz verdiğimizde sonuçları ne oluyor?

İlk olarak neden taviz verdiğimizi düşünelim. İkili ilişkilerde alışmış olduğumuz bir 'alttan alma' olgusu var. Durumlar daha kötüye gitmesin diye, işler yokuşa sürülmesin diye, karşımızdaki kişi veya kişileri alttan alıp, normalde kabul etmeyeceğimiz şartlara göz yumabiliyoruz.

Peki, karşı taraf bizim bu tür tavizlerimizden ne sonuç çıkartıyor?
"Aman üzülmesin!", "Şimdi iş uzamasın.", "Ne yapalım, bu sefer de böyle olsun." dediğimiz sürece, karşı tarafın aklına yerleşen şudur: "Ben bu insana ne istersem yaptırabilirim!" - Bir nevi "zafer benim" mentalitesi yaratıyoruz onlarda.

Halbuki hepimizin kendi doğruları, "yapmam" diye kabullendikleri, eğilip bükülmesine razı olmayacağı kuralları var. Biz karşımızdaki kişiler için bu kuralların dışına her çıktığımızda aslında kendimiz olmaktan uzaklaşmıyor muyuz?

Öyleyse ne yapmak lazım?
Kırmızı çizgilerimizi biz bildiğimiz gibi, karşımızdaki insanların da net olarak bilmesi gerekiyor. İstemediğimiz halde yaptığımız her şey bizi kendimiz olmaktan uzaklaştıracağı gibi, yapılan işin içeriği ne olursa olsun, kalitesi  de bizi tatmin etmeyecektir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder