Aslında bilgi gitgide daha ulaşılabilir oluyor fakat bizim farkındalığımız aynı hızla ilerlemiyor maalesef.
İngilizce çok hoşuma giden bir terim vardır; "to be in the know". Türkçe'ye "biliyor olmak" diye çevirebiliriz anlam kaybı olmadan.
Bence iş hayatında çok önemli "biliyor olmak".. Takip etmek, gelişmelerin farkında olmak, çevrende olan bitene kör-sağır olmamak. Zira kendi yaptıklarınıza fazlaca odaklanıp, etrafınızın farkında olmazsanız pek çok tehlikeyi de görme imkanını yitirebilirsiniz.
"Nedir mesela bu tehlikeler?" sorusunu duyar gibiyim.. Mizansenle cevap verelim öyleyse.
Örneğin, bir ekip çalışması içerisindesiniz ve herkesin farklı sorumlulukları var. Lakin, siz kendi sorumluluklarınıza o kadar odaklanmışsınız ki, diğer kişilerin iş takibinden haberdar değilsiniz. Nedir bu durumda olası tehlike? Siz herşeyi kusursuz işler hale getirdiğiniz de, bir bakarsınız diğer ekip arkadaşlarınızdan bazıları çalışma takviminin çok gerisinde kalmış, planlamanın dışına çıkmış.. İş bambaşka bir hal almış ve kilitlenme noktasına gelmiş. Sizin onca emeğinize ne oldu peki? "Hay aksi, keşke gözümü-kulağımı daha açık tutsaydım!"
Başka bir örnek daha... İletişim yetenekleri, bilgi paylaşma alışkanlıkları etkin olmayan bir partner ile çalışıyorsunuz. Görüşmeleri, planlamaları, takvimi hakkında bilgi paylaşmıyor ama bu iş yapmadığı anlamına da gelmiyor. Sormadıkça bilgi edinemiyorsunuz ama siz de kendi işinizden başınızı kaldırıp kimseyi takip edebilecek durumda değilsiniz. Burada da bir sorun kokusu alıyorsunuz değil mi?
Dolayısıyla, biliyor olmak düşündüğümüzden daha önemli. Bilgi halkalarının dışında kalmak, kendi kendimize kör nokta oluşturmak gibi bir durum. O yüzden, benden minik bir tavsiye.... Biliyor olmaya özen gösterin.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder