24 Ocak 2014 Cuma

Bilgi paylaştıkça çoğalır (mı?)

İnsanların sahip oldukları şeyleri - oyuncak, kitap, kıyafet, vb. - paylaşma alışkanlıkları genellikle çocukluk döneminde şekillenir. Kardeşleriyle veya arkadaşlarıyla vakit geçiren çocuk, sahip olduklarını paylaşmayı öğrenir. "Bu yalnızca benim!" gibi bencilce söylemler geliştirdiğinde ailesi ve/ya öğretmenleri tarafından paylaşmanın önemi vurgulanırsa, örneklerle pekiştirilirse paylaşmanın ne güzel birşey olduğu, elindekini paylaşırsa karşısındaki insanları da mutlu edeceği öğrenilmiş olunur.

Zaman geçtikçe paylaşılmaması gerekenleri de öğrenir insan. Mesela şahsi bilgiler paylaşılmamalıdır çünkü bu bilgiler özeldir ve paylaşılması halinde problemler yaşanabilir.

Bir de sahip olduğu bilgiyi paylaşmanın oluşturabileceği tehlikeleri tecrübe eder insan. Kişinin kendi çabasıyla, okuyarak, araştırarak edindiği bilgi kıymetlidir. Emek harcamış, zamanını öğrenmek için kullanmıştır. Bu bilgiyi paylaştığı durumlarda harcadığı emeklerin bir karşılığı olması gerekmez mi?

Şahsen, bilginin paylaştıkça çoğaldığına, bu tür paylaşımlar sayesinde insanların birbirlerinden yeni bilgiler edinme imkanına kavuştuğuna inananlardanım. Yine de, hepimizin çevresinde art niyetli insanlar olduğunun da farkındayım - bizim özveri ile edindiğimiz bilgileri bir şekilde bizden edinip, kendi bilgisiymiş gibi sunan insanlar mesela.

Bu konuda kendimizi ve bilgimizi - çünkü bilgi bizim hazinemiz oluyor - korumanın bir yolu olmalı. Paylaşmamak çözüm değil, zira "bunları yalnızca ben biliyorum ve kimseye anlatmayacağım" diyorsak, başkalarının da o bilgilerden faydalanmasına izin vermiyorsak, neden öğrendik ki?

Dolayısıyla çözüm yine dikkatli olmakta yatıyor - kimlik bilgilerinizi, kredi kartı bilgilerinizi kiminle paylaşacağınıza nasıl dikkat ediyorsanız, okuyarak, çalışarak, saatler-günler harcayarak edindiğiniz bilgiyi de herkesle paylaşmamak gerekiyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder