İki keçi köprüde karşılaşır. Keçilerde inat genetik ne de olsa, ikisi de diğerine yol vermek istemez zira kendince yol onun hakkıdır ve diğer keçinin geri giderek önünü açması gerekmektedir.
İkisinden biri geri adım atmadığı sürece de aynı noktada takılıp kalırlar. Ortam gerginleşir, ilerleme gerçekleşmez ve hatta iki keçi arasında çözülmesi imkansız sorunlar silsilesi başlar.
İnsanların da keçilerden bu noktada pek bir farkı yok sanki. Sırf inadı yüzünden kendine de, çevresine de zarar veren insanlar ile hepimiz tanışmışızdır. Uzlaşmaya sıcak bakmazlar. Varsa yoksa kendi bildiklerini yapmak-yaptırmaktır onlar için amaç.
Halbuki bazen geri adım atmak, hayata burnumuzun dikinden değil de, daha geniş açıdan bakmak gerekir.
Başlıktaki sorunun cevabı aslında biraz geri adım atmakla, uzlaşma yolu aramakla bağlantılı. Keçilerden biri diğerinden daha sağduyulu, daha mantıklı çıktığı takdirde, o köprü geçilir. Lakin, geri çekilen keçiyi yendiğini zanneden, aslında kaybedenin kendisi olduğunun farkına varmaz.
Artık pek çok hukuki konunun bile arabuluculuk yoluyla çözüldüğü, kişi ve kurumların ortayol bulmaya teşvik edildiği bir dönemde yaşıyoruz. İnatlaşarak zaman kaybetmek, yorulmak ve olumsuz duygularla yüklenmek yerine, biraz daha yapıcı çözümlere yönelmek daha akılcı değil mi?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder