Anadolu Hayat Emeklilik firmasının son zamanlarda televizyonda ve radyoda sürekli dönen yeni reklamı #banateyzedediler ve #banaamcadediler neredeyse her sohbette konuşulur hale geldi.
Şahsi görüşüm: reklam çok başarılı!
Kendine güvenir görünen genç bir kadının/erkeğin, kendisine teyze/amca diye hitap edilmesi sonucunda "kararan" dünyası gayet güzel canlandırılmış.
Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor ve günlük hayatımızın koşturmacaları içerisinde yuvarlanıp giderken, çoğumuz geleceği planlamayı pek de öncelik sıralamasında listenin başlarına koymuyor. Daha öncelerde, yine aynı kurumun bir sloganı vardı, o sloganı da bir hayli içselleştirmiştik: 'Gelecek de bir gün gelecek'.
Biraz ufak tefek olmamdan dolayı sanırım, henüz kimse bana teyze demiyor, halen 'abla' statüsündeyim toplum içerisinde. Öyle ki, öğrenci zannedenler, 'okuyor musun evladım sen?'den tutun da, 'sen hangi okuldasın' diyenlere kadar değişkenlik gösteriyor.
Her ne kadar henüz kimse tarafından teyze sıfatı ile hüzünlendirilmemiş olsam da, yaş aldığımın ve her geçen sene bu yaşın bir tık daha ileri giderek toplum içerisinde bana karşı olan algıyı etkilediğinin farkındayım.
Geçen akşam bir sohbet esnasında, insanların yaşı ile olgunluğu arasında var olmayan dengeyi tartıştık. Benim düşüncem; "insanın yaşının büyük olması, olgun bir birey olduğu anlamına gelmez" yönünde. Bu görüşüm de tecrübe ile sabittir. Zira, 40 yaşında olup da damla olgunluk sahibi olmayan insanlar ile daha 13 yaşında olduğu halde hayatın gayet farkında olan insanları karşılaştırdığınızda, tezimi savunmak için cümle kurmama bile gerek kalmıyor.
Söyleyeceğim şu ki, insanın geleceğini planlayabilmesi, hayallerine yönelik yatırım yapabilmesi ve başarı elde edebilmesi için belli bir olgunluğa sahip olması gerekiyor. Sürekli tüketmeye yönlendirilen bir toplumda ise, sürü psikolojisi ile yönlendirilen 'yetişkinler' çoğunluktayken, bireysel emeklilik veya herhangi bir yatırım aracı ile, hasbelkader ciddi meblağlar biriktirmek başarılsa bile, faydaya dönüşümü için yine olgunluk gerekli.
Bugünlerde hepimiz sahte bir yeni yıl coşkusu içerisinde 2014'ten bir an önce kurtulmanın derdindeyiz. Sanki, 2015'e geçtiğimizi gösteren bir kaç dakikalık değişim bizi farklılaştıracakmış gibi, eski yılda yapamadıklarımızı yeni yılın bize vereceğine inanmaya şartlamışız kendimizi. Size bir sır veriyim; 31 Aralık 2014 gecesi saat 23:59'dan 00.00'a geçerken, Noel Baba sihirli değnekle başımıza dokunup hayatımızı değiştirecek yıldız tozunu yüzümüze üflemeyecek.
O yüzden siz en iyisi, yeni yıldan değil, hayattan ne istediğinize karar verin ve bu kararlar 'sağlık, huzur, mutluluk' gibi soyut - geniş kapsamlı kavramların dışında olsun. Somut şeyler isteyin hayattan ve siz elinizden gelenin en iyisini yapmadığınız takdirde hayatın size mavi boncuk bile vermeyeceğini kabul edin.
Böylelikle, ileride gerçekten amca/teyze olduğunuzda, elle tutulur başarılar sahibi olduğunuz gibi, birikim yapmadığı için dünyası kararan insanlardan farkınız olsun. ;)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder